Amerika'da yapılan bir anketten çıkan sonuç, kontrolü yapılmadığında televizyonun aile içinde nasıl Berlin duvarı gibi duvarlar örebileceğini gözler önüne seriyor.
Otuz dört yaşındaki Serdar Özkan’ın okuduğum ilk romanı.
Bu güne kadar 28 ayrı dile çevrilmiş. Aşk kitabını andıran bir kapağı, Simyacıya benzeyen kurgusu, Martı romanını hatırlatan yazım tarzı ve Küçük Prens’e yaklaşan sıcaklığı ile bir nefeslik bir roman.
Roman 205 sahife ve oldukça kaliteli bir baskı ile Timaş yayınlarından piyasaya çıktı.
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum, Merak ve özlem duygularımın yüküyle Gizemli melodilerin taşıdığı umutla Belki de karşıdan gelen ayak sesleriyle Dolaşıyorum hülyalarımdaki tik tak’larda
Yağmurun bazen ardı arkası kesilmeksizin, hiç ama hiç durmaksızın 20-25 gün yağdığı, sokak aralarının bile rutubet koktuğu, yosun bağladığı, şemsiyenin vücudun doğal bir uzvuna dönüştüğü bir memlekette nasıl olur da yağmurun üç-beş ismi olabilir?